TÜRK-İSLÂM ÜLKÜCÜLÜĞÜ

,

TÜRK-İSLÂM ÜLKÜCÜLÜĞÜ

MİLLİYETÇİLİK:

 

Milliyetçilik; bireyin bir parçası olduğu topluluğun ortak değerlerine (vatan, bayrak, gelenek, görenek, anane, örf, adet ve inançlarından oluşan vicdanî kültürel değerlerine) aidiyet duygusuyla bağlı olmasının ifadesidir. Bu aynı zamanda onun varlığının olmazsa olmaz teminatı olduğu algısıdır. Kişi, bu unsurlardan biri ya da birkaçına karşı girişilen bir hareketi/oluşumu/müdaheleyi, kendi varlığını ortadan kaldıracak bir tehlike olarak görür ve reaksiyon/tepki gösterir. Bu reaksiyon/tepki aklî ve ilmi değil tamamen duygusal bir reaksiyondur/tepkidir. Bu reaksiyon/tepki çıkış itibariyle planlı ve kontrollü olmadığı için gelişiminin kontrolü de zordur. Sonuçları da bu oranda belirsizdir. Bilvesile milliyetçilik; aksiyoner değil reaksiyoner bir tavırdır. Ancak “ırkçılık” ile “milliyetçilik” kavramları asla birbirine karıştırılmamalıdır. “Milliyetçilik” aidiyet duygusu temeline dayalı kültürel bir olgu iken “ırkçılık” labarotuar temeline dayalı (soy, nesep, kan, fiziksel bulgular vb.), ayrıcalıklı, ötekileştirici, ayrımcı, üstünlük iddiası olan bir tavır sergiler. (Daha ayrıntılı bilgi için bknz. “Kültürel Milliyetçilik”, Murat Yazan, http://www.ortakses.com/kultur-milliyetciligi-1505yy.htm).

 

Yani; vicdanında başka bir ırkın gururunu taşımayan, vicdanıyla baş başa kaldığı zaman samimi olarak kendini “TÜRK” hisseden herkes Türk’tür. 

 

ÜLKÜCÜLÜK/İDEALİZM:

 

Bir kavram olarak “ülkü; ideal, ülkücü ise idealist” demektir. Kavramsal açıdan değerlendirildiğinde bir insanın kendine has bir ideali/ülküsü olabilir. Bu onun öznel idealidir/ülküsüdür. Bu durum belirli gruplar için de geçerlidir.

 

MİLLÎ/ULUSAL ÜLKÜCÜLÜK/İDEALİZM:

 

Millî/ulusal ülkü; bir milletin yukarıda değindiğimiz ortak değerlerini esas alan, millî varlığını koruyucu, böylece duygusal, plansız, kontrolsüz olan ortak tavrını belirleyen görüşlerle çerçeveleyerek çıkış ve gelişme sürecini kontrol altına alan, belli hedef ve sonuçlara götüren bir oluşumu ifade eder.

 

Örnek olarak Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün;

 

 “Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medenî memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Millî kültürümüzü, ‘muasır medeniyet’ seviyesinin üstüne çıkaracağız”. (Onuncu Yıl Nutku, 29 Ekim 1933)

 

Ve…

 

“Millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek geliştirmek millî ülkümüzdür" görüşleri söylenebilir.

 

SİYASAL ÜLKÜCÜLÜK/İDEALİZM:

 

Siyasal oluşumlar bir milletin tamamını ifade etmez. Ancak mensubu olduğu milletin içinde, devleti yönetmeye talip bir grubun/topluluğun görüşlerini ifade eder. Milleti millet yapan temel unsurlardan biri olarak kabul edilemez; özneldir...

 

Ülkü – ülkücülük genel kavramlardır. Bir siyasi grubu bu genel kavram üzerinden “ÜLKÜCÜLER” olarak tanımlamak doğru değildir. Böyle bir ifade “Millî Ülkü” duygu ve düşüncesini zedeler. “Millî Birliğe” zarar verir. Hiçbir görüş; anlayış ve inanış birliği (sağ, sol, liberal, kapitalist, marksist, sosyalist, sosyal demokrat, fendomantalist, mezhep, cemaat, tarikat, parti vb.) “Millî Birlik” anlayışının önüne geçmez, geçemez, geçmemelidir…

 

Bilvesile; söz konusu siyasal bir grup olan görüşün mensuplarına “ÜLKÜCÜLER” yerine “TÜRK-İSLÂM ÜLKÜCÜLERİ” şeklinde ifadelendirmek gerekmektedir. (Bknz. Türk-İslâm Ülküsü, Seyyid Ahmet Arvasi, Cilt 1.)

 

TÜRK-İSLÂM ÜLKÜCÜLÜĞÜ:

 

“Türk-İslâm Ülkücülüğü”; devletin kurumsal yönetiminden sosyal hayatın her alanına kadar birbiriyle uyumlu, birbirini destekleyici plan, proje ve önermelerden oluşan doktriner bir bakış açısıdır. Bu bakımdan reaksiyoner değil aksiyonerdir. Yani; belli bir gruba, görüşe, oluşuma tepki olarak doğmamıştır.

 

Sözgelimi ülkemizde komünizmin faaliyetlerine karşı “Komünizmle Mücadele Dernekleri” kurulmuştur. Bu sivil toplum kuruluşunun üyeleri sadece komünizme karşı olduklarını söylemiş ancak kendileri özgün bir görüş belirtmemişlerdir. Oysa Türk-İslâm Ülkücüleri; “1.Milliyetçilik, 2.Ülkücülük, 3.Ahlâkçılık, 4.Toplumculuk, 5.İlimcilik, 6.Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik, 7.Köycülük, 8.Gelişmecilik, 9.Endüstricilik ve Teknikçilik,” olmak üzere dokuz ana başlıktan oluşan “9 IŞIK” adını verdikleri yeni bir düzen modeli önermektedirler.

 

Burada görüleceği üzere “ÜLKÜCÜLÜK” bu dokuz maddeden sadece bir tanesidir. TÜRK-İSLÂM ÜLKÜCÜLÜĞÜ ise dokuz maddenin tamamını kapsayan bir dünya görüşünü ifade eder ki bu görüşün savunucularına “TÜRK-İSLÂM ÜLKÜCÜLERİ” denilmesini gerektirir.

 

Bir bakıma; “ÜLKÜCÜLÜK” ya da “ÜLKÜCÜLER” kavramının ön plana çıkmasının nedeni, “9 IŞIK”taki “ÜLKÜCÜLÜK” maddesinin, muhtevasının, siyasi tavrını belirleyici temel ilkelerin bu madde de yer almasıdır.

 

Her doktriner hareketin olmazsa olmaz üç ana ilkesi vardır:

 

1. Ortak referans

2. Ortak akıl

3. Ortak tavır

 

Bunlardan bir ya da ikisinin ortadan kalkması, dejenere olması ya da değişmesi durumunda o siyasi birliktelikte önce çözülmeler ardından dağılma süreci başlar…

 

1. Ortak referans;

 

Türk-İslâm Ülkücülüğü; “Türklük vakar ve şuuru, İslâm ahlâk ve fazileti” şeklinde ifade edilen Millî ve Manevî olmak üzere iki kaynaktan beslenir. “Türklük bedenimizse İslâmiyet ruhumuzdur, ruhsuz beden bir cesettir” diyen Türk-İslâm Ülkücüleri bu iki unsurun birbirinden ayrılamayacağına, birinin yokluğunun diğerinin yok olması anlamına geleceğine inanırlar.

 

2. Ortak akıl:

 

Ortak akılı oluşturan üç temel etken vardır:

 

  1.        Lider
  2.       Teşkilat
  3.        Doktrin

 

Birinci madde ortak akılı hem belirleyen hem de denetleyen durumundadır. Başta lider olmak üzere hiç kimse İslâm ve Türk kültürüne aykırı bir görüş, strateji, plan ve proje teklif edemez.

 

3. Ortak tavır:

 

“Ben Türk-İslâm Ülkücüsüyüm” diyen herkes, lider-teşkilat-doktrin üçlüsünün belirlediği görüşleri benimser, stratejilere uyar, plan ve projeleri hayata geçirmek için çaba gösterir. Böylece ortak tavır içerisinde hareket eder. Şahsi görüş ve hareketlere müsaade edilmez. Ortak tavır bir yandan birliği sağlarken diğer yandan hareketin güçlenmesine neden olur.

 

İşte Türk-İslam Ülkücülüğü; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş ilkelerini belirleyen Millî Ülkülerine sadık kalmak, Türklük vakar ve şuuru İslâm ahlâk ve faziletiyle mücehhez olmak, yapılan ya da yapılacak olan her işde önce “Allah’ın rızasını” aramak, Türk devletini ve milletini hiçbir maceraya sürüklemeden en kısa yoldan muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmayı hedeflemek, devlet ve millet tehlikeye düştüğünde şahsi ve siyasal çıkarlarını gözetmeden öne atılmak ve bu uğurda her türlü şahsi ve siyasi bedel ödemeyi göze alabilmektir.

 

Türk-İslâm Ülkücüsü de; bu ilke ve prensipleri kabul edip hayata geçiren, geçirebilen kişidir… Vesselâm…

 

Mehmet Beyazıt